25 Haziran 2013 Salı

Mahalle Kahvesi

İş Bankası bu yıl Sait Faik kitaplarını yayınladı. Tüm kitapların kapakları birbirinden sade ve güzel. İlk olarak Mahalle Kahvesi kitabıyla başladım bıraktığım yerden Sait Faik serüvenine.

Bir Sait Faik kitabı kesinlikle insana insanı sevdirir. Anlatıları küçük insan kavramını yıkar geçer. Evet, karakterleri bizdendir, sıradan gibi gelir fakat asla öyküsüz değillerdir. İnsan zaten bir öyküdür. Dallanıp budaklanır yahut sadece kök salar. Ne olursa olsun insan okunmalıdır. Sait Faik en çok bu yüzden okunmalıdır. İnsana yaklaşmak için.

Üç Kuruş, Pis Öykü, Sis

yüzüm yüzün kuytusuna kesilir bak
ellerin akşamüstlerinin serin deliliği

ihanet etti içimin dolambaçlı labirenti
istemeden, bilemeden kendime çıktım

en ucuzundan
üç kuruşluk yalnızlıklar ısmarladım

şiiri kanlandıran
yepyeni renkler açtı önümde

ıslaktılar
yorgundular

tuttum emperyal oteli balkonlarına astım

sinekli öyküler üşüştü aklıma
giriş cümleleri karantina altında

sırtıma indi gözlerinden başlayan bir sis 

hiç dolmayacak çekmeceler düşledim
çift kişilik yatakların tek kişilik karanlığında

Wings Of Desire


"İnsan olabilmek için dünyevi bir aşk arayışı içerisine giren bir meleği konu alan film bölünmüş Berlin'de geçer. Melek Damiel ve melek Cassiel'in gözünden şehirdeki farklı yaşamları izler, farklı dramlara tanık oluruz. Konumları gereği onlar da sadece pasif bir izleyici olmak zorundadırlar. Damiel bunu değiştirmeye karar verir... Bir sirkte çalışan akrobat olarak çalışan genç bir kadına aşık olan Damiel, meleklikten vazgeçerek insan olmaya karar verir."

Sinemanın şiire fazlaca yaklaştığı filmlerden biri. Özellikle açılış sahnesi bir harika. Sahne sahne, plan plan yüksek sinemasal keyif olası. Wenders'ın, Jarmusch'un ustası olması da ayrı bir önem adıma. Yaşadığım en iyi sinema deneyimlerinden bir tanesiydi. 

18 Haziran 2013 Salı

Ses İzi

"düz çizgi"

kırmızı göğsünde çiçeklenen rüya ağacı

terk edilmiş, ikinci kadın adında tren garları

oysa gidememiştik henüz bilmediğimiz cümlelere
ıslanmamıştı biletlerimiz düş bozumu yağmurlarında
ve çığlık çığlığa birbirimize karışmamıştık daha

şimdi nereden çıktı bu sessiz tünel şiirleri

"dalgalı çizgi"

gri yalnızlığında aralanan gün iklimi

henüz açıldı, tıklım tıkış ıssız sinemalar

dublajı kötü, ara sıra sesi kaybolan berbat
üçüncü sınıf, üçüncü his bir kara film

koltuk e-7

son sahnede başlıyor hikayem

"yüksek çizgi"

kuşlar
evler
atlaslar
gölgeler

bağırıyor duymuyor musun?

Zoraki Radikal


"Cengiz Khan, geleceği parlak yetenekli Pakistan doğumlu bir gençtir. Princeton üniversitesinden mezun olduktan sonra analist olarak başarılı bir kariyer yapar. Güzel fotoğrafçı Erica ile de aşkı bulur. Fakat Cengiz’in hayatı 9 Eylül saldırılarından sonra tepetaklak olur. Amerika’daki ırkçı önyargılarla karşı karşıya kalır ve bunun sonucunda kendi memleketinde radikal bir üniversitede profesör olarak kariyer edinir. Mohsin Hamid’in en çok satan kitabı, Mira Nair’in hassas ve çok katmanlı adaptasyonuyla , 9 Eylül saldırısından sonra dünyada oluşan kargaşa ve ırkçı ideolojileri inceler. Riz Ahmed, Kate Hudson, Kiefer Sutherland, Liev Schreiber ve Martin Donovan’ın muhteşem performanslarıyla körüklenen “Anti Radikal” filmi, hem tanıdık hem de kendine özgü sahnelerle dolu."

Zoraki Radikal sinemasal keyfimi yerine getirdi. Nihayet... 11 Eylül travmalarına, yabancı şiddetine bir bakış. Haluk Bilginer'in kısa rolündeki etkileyici oyunu için bile izlenir. Tabii fazlasını bulacağınız garanti. 

Kozmik Haydutlar


"Bir uyuşturucu kaçakçısı, gasp ettiği eşyaları karıştırırken karşısına çıkan kitaplardan Kuantum fiziğine merak sarar ve hayatı onunla açıklama çabasına girişir."

Bolca içki, cinsellik, uyuşturucu, silah... Eğlenceli bir underground roman. Kaosun düzeni kitap boyunca peşinizde. A. C Weisbecker anlattıklarında kaleminin temposunu bir an için bile düşürmüyor.  Tuhaf bir biçimde çerezlik.

33 Tur ve Birkaç Saniye




Oyuncusuz oyun... 33 Tur ve Birkaç Saniye iyi bir fikirden yola çıkan, fakat bu iyi fikrin etrafını yeterince doldurmayan bir seyirlik. Ana karakterinin intiharından sonraki dönemi ele alıyor oyun. İntiharın ardından, ana karakterin odasındayız. Telefon, yazıcı, bilgisayar, televizyon çalışmakta. Oda, odadaki eşyalar anlatıya hizmet ediyor. Biz bir yandan intiharla ilgili facebook yorumlarına tanık olurken bir yandan da telesekretere bırakılan mesajları dinliyoruz. Oda her an yaşamsal ipuçları sunuyor. Bir yandan da intihar eden karakterin sanatçı olması, politik duruşu nedeniyle de olay toplumsal bir boyut haline geliyor.

Metin bu noktada çoğunlukla üstü açık veya kapalı Arap Baharı'na göndermeler yapıyor. Ancak göndermeler temel seviyede. Detaylı veya yoğun değil. Sanki iyi çıkış noktalarını salt gündemle bağdaştırmak gibi bir dönemeci seçmişler.

İlginç bir tiyatro deneyimi, tartışma açmaya çalıştığı konular da iyi. Fazlasını beklememek gerek.