7 Ocak 2013 Pazartesi

Gitmek

Benimle kal, diyemediğimiz her insanın da
benimle gel, diyememesi işi daha zor kılıyor...

Modern Zamanlar

Dün TRT'nin bir kanalında "Modern Zamanlar" isimli program vardı. Kaç kişi izledi acaba merak ediyorum. Haberim bile olmadan, tesadüfen oturdum karşısına. Önemli mevzulardan bahsediyorlardı. Birkaç not aldım...

*Bizim dışımızdaki her şey bize kim olduğumuzu söylüyor.

(21. YY'da insan kendi kimliğini nelerle oluşturuyor? Tüketim kültürünün damarlarımızda gezdiği şu günlerde. Sistem herkes gibi ol dayatmasının uç sınırlarında. Yok herkes gibi olamıyor da, kendin gibi oluyorsan dışlanırsın. Ben kimim sorusuna verilen cevaplara bakalım? Ben doktorum, ben öğrenciyim, ben şurada çalışıyorum, ben şunları seviyorum, şunlardan haz etmiyorum. Basite mi indirgendik? Bizi tanımlayacak şeyler bunlar mı? Satın aldıklarımız bizi biz yapıyor, dışlanma korkusu kendimizi farklı lanse ettiriyor. Bir yere ait olma dürtüsüyle herkesleşiyoruz.)

*Sosyal medya, kendini yeniden inşa etme alanı. Paylaşılan bir düşünce iki dakika sonra yenisi tarafından yok ediliyor.

*Düzenli nakit akışı kimliği oluşturur.

*Ben, sen, o yok; biz, siz, onlar var.

*Kimlik, eskisini atın yenisini alın.


6 Ocak 2013 Pazar

Mandalina Kabuğu

Mandalina kabuğunda yaşayan bir çocuk tanımıştım. Dengesini yitirse, düşse bir yerleri açılsa, kanasa, acıdan gözleri yaşarırdı. Normal evlerde yaşayanlardan üç kat fazla yanardı canı. Gözleri yaşardıkça daha çok kanardı kesikleri. Günün birinde c vitamini eksikliğinden tüm kabuğu yedi. Acıya direnci düştü, şimdi ota boka ağlıyor. Yakındır ölmesi...

Martin Mystere

"Martin Mystereİtalyan Bonelli Comics şirketi tarafından yayınlanmakta olan bir çizgi romanserisidir. Hikayesinde temel olarak arkeoloji, bilim-kurgu, fantastik edebiyat, tarih, mitoloji gibi konulardan bahseder.

Martin Mystere 1982 yılında Alfredo Castelli ve Giancarlo Alessandrini tarafından yaratılmış birÇizgi-roman kahramanıdır. İlk sayısı Nisan 1982'de İtalya'da Bonelli Comics yayınevinden çıkmış olup, iki yıl sonra Türkiye'de de yayın hayatına başlamıştır. O sıralar Türkiye'de çizgi-romanpiyasasını elinde tutmakta olan Tay Yayıncılık tarafından çıkartılmaya başlanan Martin Mystere, bazı politik nedenlerden dolayıTürkiye'de "Atlantis" adı altında yayımlanır. Tay Yayıncılıktan çıkan 31 ve 50 sayılık iki serinin sonunda Martin Mystere de yayın hayatına son vermek zorunda kalır. Uzun bir süre yeni bir sayısı Türkiye'de yayınlanmayan Martin Mystere90'larda AD\Doğan Egmont Yayıncılık tarafından yeniden, bu kez orijinal isim ve formatta basılmaya başlanır. 31 sayı süren bu seriden sonra, 2000'lerin başlarındaAksoy Yayıncılık tarafında basılan 15 sayıyla birlikte yayın hayatına ikinci kez ara verir. 2002 yılında Lal Kitap tarafından yeniden yayın hayatına dönen Martin Mystere, halen Lal Kitap tarafından çıkartılmaktadır."



Mystere'i sevme nedenim aslında dünyanın çok gizemli bir yer olduğuna inanmam. Tabii bir de eski medeniyetler merakım. Hepsi bir yana dense ki, len sen daha bireysel gizemlerini çözemedin. Doğru da dünyayı çözmek kişinin kendisini çözmesinden kolaydır, derim. En son Kral Arthur ile alakalı bir bölüm okudum. Fevkalade güzeldi. Bu bitince hangi çizgi romana geçsem acaba?

Alıntı; vikipedi...

Rüya Tabiri

Freud Emice'yi rüyada görmek ne demek? Baktım rüya tabirlerine bulamadım. Sadece belirli bir sınıfın psikologu olup, kendi bilinç-altı dışında herkesin bilinç-altı hakkında söylenmek ne güzel. Biz adama elindeki puroyu sorunca; "bir puro bazen sadece bir purodur." der ama... Neyse bilinçatıma atlayıp kaçıyorum ben. Hem o bölge olmasa nasıl iteceğim istemediklerimi?

Yumuşak Toprak

içim sana yankı
sesim boşluğuma çarptıkça 

ulaşmayan mektupların ilk satırlarında gizli
annemin kekik tüten sesi, saçları gölgeli
bana oynanmayan yasak oyunlar sunan
badi parmaklar, sevdikçe, direndikçe uçan
bu şehir insanın gözlerini baykuşlara yedirir
bu şehir şiiri ala kargaların ciğerine yedirir

salıncağım üflesen göğe devrilir

gölgemi içtim diye
ötekileştim

oysa gölge içilmeliydi ki
aydınlık kalsın geriye

duvar çatlaklarına sızıp ağladım diye
sarmaşıklarla usanmadan terli seviştim diye

kelamlarım asfalta döküldü

ah, vah’a en yakın andır
ağaçlardan öğrendim

kiraz yedim
göğüs kafesim çekirdek
üzüm yedim
suyu karıştı canıma

İstanbul Hatırası - Köprüyü Geçmek

Istanbul'u saran ve sabah sisle inen müziğe dair güzel bir belgesel. Fatih Akın'ın yönettiği, Baba Zula'dan Sezen Aksu'ya, Orhan Gencebay'dan Müzeyyen Senar'a hatta Ceza'ya dek geniş bir yelpazede müzisyenlerin ağırlandığı, sokağa taşan bir yapım. Büyük keyifle izledim. Yeni müzik insanları tanıdım. Sevdim... Her kentin bir sesi vardır bilirim, Istanbul'un çok yönlü sesi, farklı tınıları ise paha biçilemez kesinlikle.


Ben Bir Martı Olsam - Baba Zula - Brenna Maccrimmon

(Sokağa koşasım var, avaz avaz bağırasım bazen bağırmadan geçmiyor içindeki meret...)